bişeyler yapasım var, e zaman da var niye yapmıyorum di mi?
Buyrun bakalım
Thursday, July 02, 2009
Saturday, May 30, 2009
Monday, May 28, 2007
Dawn of the night
Arafinwë, ölü bedenlere baktı. Hepsi köleydi, hiçbiri hür değildi. Ya o? O hürdü, emredilene uymak zorunda değildi. Güçlüydü belki.. Ama gücünü özgürlüğünden alıyordu o. Taht odasına çıktı kalenin, abisinin bedeni kalbinden saplanmış bir kılıçla tahtında oturuyordu. Lanet herif, bir köyü tamamen kendi isteği için yok etmiş ve suçunu ona yüklemiş olan herif. Sonra onunla "konuşmak" için kalesine çağırmıştı. Taht odasına geldiğinde nasıl da haykırmıştı "öldürün şu melun iblisi!" diye. Ama hiçbiri tahmin edemezdi, o artık hürdü ve hür insanları ancak hürler öldürürdü. Askerleri, onun için bütün bir köyü yok etmiş olan canavarlar ona saldırmıştı. Ama hayır, o güçlüydü ve onları altetmişti. Sonra abisine hızlı bir ölüm sunmuştu.
Ama ya şövalyeler? Onlar sadece emredileni yapmışlardı, masumdular. Bir anlık öfkenin 5 masum hayatı almasına izin veremezdi. Taht odasından aşağıya uçar gibi indi ve askerlerin bedenlerini yan yana dizdi. Kopuk kafaları yerlerine koydu, kılıçları kalplerden çıkardı. gözlerini kapatırken bir takım büyüleri mırıldandı, ve vücudlar birleşti, hayat bedenlerine geri döndü.
Taht odasına çıkarken yeni yeni uyanmaya başlayan askerlere bağırdı," gidin ve kralınıza söyleyin, bunu yapan bir özgür insandı!"
Fakat askerler ayağa kalktıklarında kıpırdamadılar. biri "heaaaarrghh" diye inledi.. KArdeş baktı onlara ve gözlerindeki yaşamın ışığını göremedi.. Hepsi birer zombiydi şimdi..
Köleleri olmuştu Arafinwëin, ve Arafinwë özgürlüğü ararken, efendi olmuştu. Nefret ettiği şeye dönüşmüştü. Ağır ağır taht odasına çıktı, orada ölen askerlerin ve abisinin kanıyla yere çeşitli semboller çizdi, ve abisini öldüren kılıçla, sonsuz özgürlüğe kavuştu...
Ama ya şövalyeler? Onlar sadece emredileni yapmışlardı, masumdular. Bir anlık öfkenin 5 masum hayatı almasına izin veremezdi. Taht odasından aşağıya uçar gibi indi ve askerlerin bedenlerini yan yana dizdi. Kopuk kafaları yerlerine koydu, kılıçları kalplerden çıkardı. gözlerini kapatırken bir takım büyüleri mırıldandı, ve vücudlar birleşti, hayat bedenlerine geri döndü.
Taht odasına çıkarken yeni yeni uyanmaya başlayan askerlere bağırdı," gidin ve kralınıza söyleyin, bunu yapan bir özgür insandı!"
Fakat askerler ayağa kalktıklarında kıpırdamadılar. biri "heaaaarrghh" diye inledi.. KArdeş baktı onlara ve gözlerindeki yaşamın ışığını göremedi.. Hepsi birer zombiydi şimdi..
Köleleri olmuştu Arafinwëin, ve Arafinwë özgürlüğü ararken, efendi olmuştu. Nefret ettiği şeye dönüşmüştü. Ağır ağır taht odasına çıktı, orada ölen askerlerin ve abisinin kanıyla yere çeşitli semboller çizdi, ve abisini öldüren kılıçla, sonsuz özgürlüğe kavuştu...
Sunday, May 27, 2007
Dawn of Night
Kafamda olan, yeni bir gazla yazacağım 2 hikayelik bir seri..
Yaşlı kral, şövalyelerine baktı. Devasa taht odasında sadece o ve 5 kişilik şövalye grubu vardı..
"hepinize güveniyorum, biliyorsunuz.." Şövalyelerden onaylanma mırıltısı çıktı. "Sizden son bir ricam var.. Oğlumu.. öldürün.."
Şövalyeler zırhlarına bakındılar.. Hepsi kimden bahsettiğini anlamıştı, küçük oğlu,
Arafinwë.. 3 kardeşten farklı olanı.. Şeytan kanı taşıdığına dair söylentiler vardı. En son, büyük kardeşini öldürmüştü, duygusuz bir katildi. Bütün bir köyü yok ettiğini söylüyorlardı. Şövalyelerden biri kaskını çıkarıp yüzünden akan terleri sildi..
Şövalyelerden biri öne çıktı "onu nerede bulabileceğimizi biliyormusunuz kralım?" diye sordu. Yaşlı kral sakallarını karıştırdı," en son.. En son meril'in kalesinde olduğu söylendi.. Onu.. onu, onu orada öldürmüş.." kralın gözünden bir damla yaş düştü. Şövalyelern lideri eğilerek kralın huzurundan ayrılmak için izin istedi, ve askerlerini toplayıp dışarı çıktı.
"Karılarınızla,çocuklarınızla vedalaşın. Bu son görev olabilir.."
2 saat sonra hepsi loncalarının bahçesinde, atlarında hazırdı. Atları, bembeyazdı. Atların gözleri göğün mavisi kadar maviydi, ateş kadar sıcaktı. Yaşam doluydular. Ve bu atlar, yeryüzündeki en hızlı atlardandı. Lider bir şahlanma ile atını sürmeye başladı, diğerleri onu takip etti. Ve kaleye ulaştılar.
..
Kapıyı bir tekme ile lider açtı. Bir şövalye okunu çıkarıp gerdi, diğerleri kılıçlarını çektiler. Lider bir el işareti ile onları içeriye yolladı. Oklu şövalye uygun bir siper buldu kendine. Ve uzun, geniş merdivenlerden inmeye başladı küçük kardeş..
"Ve gelin, beni özgür olduğum için öldürmeye. Bana söylenen, bana sorulmadan emredilen şeyleri yapmadığım için öldürmeye gelin. Beni özgür olduğum için öldürmeye gelin. Ama unutmayın, özgür bir adamı köleler değil, özgür başka bir adam öldürebilir. Ve özgür insanlar birbirlerini öldürmezler. Özgür insanlar ölmezler!" diye bağırdı merdivenlerden indiğinde.
Lider başıyla onayladı, ve, oklu şövalye okunu fırlattı, diğerleri bağırarak ona doğru koştular. Kardeş oku yakaladı, ve ilk gelen şövalyenin zırhını delerek kalbine sapladı. Şövalyenin cansız bedeni yere yığıldı. Lider kılıcını Arafinwëy'e doğru savurdu, Arafinwë kılıcı tuttu ve iterek sapını liderin göğsüne vurdu sonra hızlıca çekerek tek bir hamle ile liderin kafasını uçurdu. Kanlar içine yere yığıldı kafasız beden.. Diğer iki şövalye birbirlerine baktılar, kafalarıyla birbirlerini onayladılar ve aynı anda kılıçlarını 2 farklı yönden Arafinwë'ye saplamak üzere koşmaya başladılar. Arafinwë liderin kılıcını yere attı, ve bekledi. son şövalyeler kılıçlarını saplayacak kadar yaklaştıklarında bir adım geriye çekildi ve şövalyeler birbirlerine kılıçlarını sapladı. okçu ise, ok yağdırmaya başladı. Arafinwë şövalyelerden birinin kalkanını aldı ve kendini oklardan koruyarak okçunun yanına gitti. Ve kalkanı okçunun kafasına vurmaya başladı. okçu öldüğünde, suratı tanınmayacak şekildeydi.
Yaşlı kral, şövalyelerine baktı. Devasa taht odasında sadece o ve 5 kişilik şövalye grubu vardı..
"hepinize güveniyorum, biliyorsunuz.." Şövalyelerden onaylanma mırıltısı çıktı. "Sizden son bir ricam var.. Oğlumu.. öldürün.."
Şövalyeler zırhlarına bakındılar.. Hepsi kimden bahsettiğini anlamıştı, küçük oğlu,
Arafinwë.. 3 kardeşten farklı olanı.. Şeytan kanı taşıdığına dair söylentiler vardı. En son, büyük kardeşini öldürmüştü, duygusuz bir katildi. Bütün bir köyü yok ettiğini söylüyorlardı. Şövalyelerden biri kaskını çıkarıp yüzünden akan terleri sildi..
Şövalyelerden biri öne çıktı "onu nerede bulabileceğimizi biliyormusunuz kralım?" diye sordu. Yaşlı kral sakallarını karıştırdı," en son.. En son meril'in kalesinde olduğu söylendi.. Onu.. onu, onu orada öldürmüş.." kralın gözünden bir damla yaş düştü. Şövalyelern lideri eğilerek kralın huzurundan ayrılmak için izin istedi, ve askerlerini toplayıp dışarı çıktı.
"Karılarınızla,çocuklarınızla vedalaşın. Bu son görev olabilir.."
2 saat sonra hepsi loncalarının bahçesinde, atlarında hazırdı. Atları, bembeyazdı. Atların gözleri göğün mavisi kadar maviydi, ateş kadar sıcaktı. Yaşam doluydular. Ve bu atlar, yeryüzündeki en hızlı atlardandı. Lider bir şahlanma ile atını sürmeye başladı, diğerleri onu takip etti. Ve kaleye ulaştılar.
..
Kapıyı bir tekme ile lider açtı. Bir şövalye okunu çıkarıp gerdi, diğerleri kılıçlarını çektiler. Lider bir el işareti ile onları içeriye yolladı. Oklu şövalye uygun bir siper buldu kendine. Ve uzun, geniş merdivenlerden inmeye başladı küçük kardeş..
"Ve gelin, beni özgür olduğum için öldürmeye. Bana söylenen, bana sorulmadan emredilen şeyleri yapmadığım için öldürmeye gelin. Beni özgür olduğum için öldürmeye gelin. Ama unutmayın, özgür bir adamı köleler değil, özgür başka bir adam öldürebilir. Ve özgür insanlar birbirlerini öldürmezler. Özgür insanlar ölmezler!" diye bağırdı merdivenlerden indiğinde.
Lider başıyla onayladı, ve, oklu şövalye okunu fırlattı, diğerleri bağırarak ona doğru koştular. Kardeş oku yakaladı, ve ilk gelen şövalyenin zırhını delerek kalbine sapladı. Şövalyenin cansız bedeni yere yığıldı. Lider kılıcını Arafinwëy'e doğru savurdu, Arafinwë kılıcı tuttu ve iterek sapını liderin göğsüne vurdu sonra hızlıca çekerek tek bir hamle ile liderin kafasını uçurdu. Kanlar içine yere yığıldı kafasız beden.. Diğer iki şövalye birbirlerine baktılar, kafalarıyla birbirlerini onayladılar ve aynı anda kılıçlarını 2 farklı yönden Arafinwë'ye saplamak üzere koşmaya başladılar. Arafinwë liderin kılıcını yere attı, ve bekledi. son şövalyeler kılıçlarını saplayacak kadar yaklaştıklarında bir adım geriye çekildi ve şövalyeler birbirlerine kılıçlarını sapladı. okçu ise, ok yağdırmaya başladı. Arafinwë şövalyelerden birinin kalkanını aldı ve kendini oklardan koruyarak okçunun yanına gitti. Ve kalkanı okçunun kafasına vurmaya başladı. okçu öldüğünde, suratı tanınmayacak şekildeydi.
Subscribe to:
Posts (Atom)